24 04 2015

şiirli cumalar 24 Nisan 2015/ poem fridays 24 April 2015

KIZCOCUĞU

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima`da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin,
şeker de yiyebilsinler

Nazım Hikmet Ran
------------

GIRL

I come and stand at every door
But no one hears my silent tread
I knock and yet remain unseen
For I am dead, for I am dead.

I'm only seven although I died
In Hiroshima long ago
I'm seven now as I was then
When children die they do not grow.

My hair was scorched by swirling flame
My eyes grew dim, my eyes grew blind
Death came and turned my bones to dust
And that was scattered by the wind.

I need no fruit, I need no rice I
need no sweet, nor even bread
I ask for nothing for myself
For I am dead, for I am dead.

All that I ask is that for peace
You fight today, you fight today
So that the children of this world
May live and grow and laugh and play.

Nazım Hikmet Ran

"Diren Kalbim" çanta/ " Hold on my heart" bag

Ölçüler: 21 x 26 cm. Pamuklu kumaş üzerine akrilik boya,  pazen aplike, pamuklu astar. 
Eskiz defterime çalıştığım bir sayfadan kumaş üzerine.
---------------
Dimensions: 21 x 26 cm.Acrylic paint on cotton fabric, flannel applique, cotton lining. 




23 04 2015

Balıklı çanta/ Fishy Bag

Ölçüler: 11 x 21 cm. Pamuklu kumaş üzerine akrilik boya, pamuklu astar. 
Bu sefer şablonla sünger kullandım. Sonuç çok temiz oldu.
---------------
Dimensions: 11 x 21 cm.Acrylic paint on cotton fabric, cotton lining. 
This time i used a piece of sponge with the stencil. The result is much cleaner.

Ön yüz/ Front face


Arka yüz/ Back face


Fermuar/ zip


Astar/ lining 

22 04 2015

Kırmızı pazen etek/ Red flannel skirt

Sonunda aylardır elimde sürünen eteği bitirebildim. Kalıp Burda 2013 Aralık sayısından, model 126. Midi evaze etek. Model çok basit olduğu için seçmiştim. Sadece önüne küçük bir cep ekledim.
--------
At last i could finish the skirt that had been lingering for months. The pattern is from Burda 2013 December volume, model 126. I chose this model because of its simplicity. I just added a pocket to the front.




20 04 2015

Kumaş düzenleme/ Tidying up fabric

52 haftalık baskı projesi ile birlikte evde birikmeye başlayan kumaş parçalarını zaptetmek zorunlu hale geldi. İnternette kumaş düzenleme, hobi köşeleri ya da odaları üzerine sayısız görsel var. Ben kısıtlı bir alanda çalıştığım için kendime uyacak bir çözüm bulmalıydım. Kumaşları boyutlarına göre üçe ayırdım. Böylece dikiş dikerken de biraz zaman kazandım.
Çok küçük parçaların, ince şeritlerin olduğu sepet:
---------
It became unavoidable to tidy up the fabrics at home as 52 weeks of printmaking project kept continuing. There are numerous online images on fabric ordering, hobby corners or rooms. As i work in a limited space i had to come up with a solution for myself. So i divided the fabrics into three groups regarding their sizes. Thus, i gained some time while i was sewing.
The basket that contains very small, band like pieces:


A4 Dosya kağıdından daha küçük (21 x 29.7 cm) parçaların olduğu dosya
-----------
The file that contains the fabric pieces smaller than A4 size (21 x 29.7 cm)


Dosyanın genel görünümü
----------
Overall look of the file


Büyük kumaş parçalarının olduğu sepet
------------
The basket that contains big fabric pieces

52 haftada baskı yapmak 9. Hafta / 52 weeks of printmaking Week 9

Bu hafta kumaşı katlayarak yapılan "shibori" tekniğini denedim. Normalde boya olarak indigo kullanılıyor ama ben akrilik boya kullandım. 
Önce kumaşı ütüleyerek katladım.
----------
This week i tried "shibori" technique. Normally indigo is used but i used acrylic paint.
First i started by folding the fabric via ironing.



Katlanan kumaş biraz kalın olduğu için çengelli iğne ile tutturamadım. Çaprazlama dikiş attım.
--------------
As the folded fabric was a bit thick i cut not put a safety pin. So i made a cross stitch.

Üçgen kumaşın sadece kenarlarını akrilik boya-kumaş medium-su karışımına batırdım. Kullandığım kap bir dondurma kutusunun kapağı.
---------------
I dipped the edges of the folded triangle fabric into the mixture of acrylic paint- fabric medium- water. My container is the lid of an ice cream box.


Ve işte sonuç:
-----------
And the results:



14 04 2015

52 haftada baskı yapmak 8. Hafta / 52 weeks of printmaking Week 8

Bu hafta fazla zamanım olmadığı için kumaşları "sıkıştırma" tekniği ile boyadım :) Parmaklarımla boyayı yüzeye dağıtıp kumaşın üzerine aynı boyutlarda başka bir kumaşı bastırdım. Bunu daha önce kağıt üzerinde denemiştim. Tek parça kumaşı ikiye katlayarak da olabilir.
----------------
As i did not have too much time this week, i painted the fabrics by "squeezing" technique :) I spread the paint on the fabric with my fingers then press a similar sized fabric against it. I have tried this on paper before. It can also be done by folding a single piece of fabric into two.



13 04 2015

Özgürlük Çanta 2/ Freedom Bag 2

Bu haftanın baskısını henüz yapmadım ama geçen haftanınki ile bir çanta diktim.
Ölçüler: 21 x 26 cm.
Pamuklu kumaş üzerine akrilik boya + pötikare pamuklu kumaş, pamuklu astar.
---------------
I haven't done the print of this week but i sewed a bag with last week's print.
Dimensions: 21 x 26 cm.
Acrylic paint on cotton fabric + gingham cotton fabric, cotton lining.


Ön yüz/ Front face


Arka yüz/ Back face


Fermuar/ Zip


Astar/ Lining

10 04 2015

52 haftada baskı yapmak 7. Hafta / 52 weeks of printmaking Week 7

Buralarda ilkbahar, sonbahar pek yaşanmaz. Kış yağmurları devam ederken bir sabah kalkarsınız yaz gelmiştir. Havanın kendisi mevsim geçişleri için güvenilir bir gösterge değildir ama İzmir'de baharın geldiğini şaşmaz biçimde gösteren başka bir işaret bulunur: Uçurtmalar. Çoğu zaman Şubat ayının güneşli günlerinde bile göze çarpan bu arkadaşlar Mart ayının ilk günü ile meydanlara iner, şehiriçindeki tepelere sokulur, bazen de dağlara çıkar. Böylece baharın geldiği resmen ilan edilir. Artık günler uzamıştır, iş çıkışı güneş hala batmamıştır, büyükler yorgun argın evlerine ulaşmaya çalışırken çocuklar ellerinde uçurtmalar onların etrafında koşturur. 
Benim çocukluğumun da en güzel anılarından biri baharda dedemle yaptığımız uçurtmalardır. Hiç aksatmadan her baharda koşa koşa çıtalar alıp getirirdi. Evde unla suyu karıştırıp yapıştırıcı niyetine bir bulamaç hazırlardı. İpleri gerip bazen gazete kağıdıyla bazen de renkli kağıtlarla kocaman altıgen uçurtmalar yapardık. Boyu bizden büyük olurdu uçurtmaların, kuyrukları da çok uzun ve görkemli. Sonra da kardeşimle benim elimden tutup  bizi en yakındaki yeşil tepeye çıkarırdı dedem. Karşıda körfez manzarası, etrafımızda bizim gibi bir dolu çocuk sabahtan akşama uçurtma uçururduk. Uçurtmanın hem mutlulukla hem özgürlükle bir ilgisi vardı.
Büyüdükçe altıgen uçurtmalardan vazgeçtik, sadece kağıtlardan yaptığımız şeytan uçurtmalarına döndük. Zamanla onları da unuttuk. Liseden mezun olup üniversiteye başlayana kadar aklımdan çıkmıştı uçurtmalar. Sonra Ankara'ya gittiğim ilk yılın baharında okulumuzun meşhur stadında yeniden karşılaştım uçurtmalarla. Kimileri bizim şeytan uçurtmaları gibi basitti kimileri de mühendislik harikası. Uçurtmaları yapmak ve uçurmak toplumsal bir etkinlikti. Hem mutlulukla hem de özgürlükle bir ilgisi vardı.
Yıllar geçti, ben İzmir'e geri döndüm. Uçurtmalar sadece baharda değil başka zamanlarda da karşıma çıktı. İnsanların söyleyemediği söz, özlediği dayanışma olduklarını gördüm. Sırf bu yüzden uçurtma gibi masum bir şeyin gökten zorla indirildiğini, yakıldığını da gördüm.
Bu haftaki baskı baharın ve güzelliklerin müjdecisi uçurtmalar için. Hala fırsat varken kendi ellerinizle bir uçurtma yapıp uçurmanız dileğiyle...
-------------------------
We don't live spring or fall very much here. As the winter rains continue you wake up one day and find summer outside. Though the weather itself is not a dependable phenomenon to show seasons' pass, there is a definite sign in Izmir that shows the arrival of spring: Kites. Most of the time, these dudes show up in February but on the first day of March they reach out to public squares, creep on the peaks inside the city and sometimes climb the mountains. Thus, the arrival of spring is officially announced. The days are longer, the sun does not go down when you come out of work, as the adults try to reach their homes so tired the kids circle them running around with kites in their hands.
One of my best childhood memories are the kites we used to do with my grandfather. He used to bring thin timber sticks home every spring. He would prepare a glue mixing water and flour. Sometimes with newsprint and sometimes with colorful paper to cover the strings, we would make big hexagonal kites. They would be bigger then us, and have very long and outstanding tails. And then my grandfather would hold me and my brother by the hand to lead us to the nearest green peak. With a bay view across, surrounded by many kids like us, we would fly the kites all day long. Kites had something to do with happiness and freedom.
As we grew older, we gave up on hexagonal kites and started doing the basic chapi-chapi kite. In time we forgot about them, too. Kites got out of my mind until i graduated from high school and went to university. On the spring of my first year in Ankara, i came across kites in the famous stadium of our school. Some were very basic like our chapi-chapi kites and some were engineering wonders. Making and flying kites were communal activities. They had something to do with happiness and freedom.
Years passed, i returned back to İzmir. I came across kites not only in spring but also at other times. I saw that they became the unspoken word, the missed solidarity. And just because of this reason i saw something as innocent as kites being taken down from the sky by ill- force and being burnt.
This week's print is dedicated to the messengers of spring and all things beautiful, kites. I hope you make a kite by your own hands and fly it while you can...


Özgürlük: Freedom




8 04 2015

Balinalar/ Whales

Damgayı oyarken burada deneme yapmıştım. Sonra artan boyaları sürdüm derken böyle bir sayfa çıktı. Eski kitap sayfası üzerine akrilik, ıstampa mürekkebi, kuru boya, markör, ev yapımı ıstampa.
----------
I made trials here when i  was carving the stamp. Then i have put leftover paint and finally this page had emerged. On an altered book page with acrylics, endorsing ink, colored pencil, marker, homemade stamp.


7 04 2015

"Mutluluk" Çanta- Tablet Kılıfı/ "Happiness" Bag- tablet Case

Kumaşa baskı projesinin 5. haftasında yaptığım pamuklu kumaş ve ipek kumaş. Puantiyeli ipek kumaş aslında lacivert fonlu ama fotoğrafta siyah gibi çıkmış. "Mutluluk" Çanta ön yüz. Boyutlar 21 x 26 cm. Tablet kılıfı olarak da kullanılabilir.
---------------------
The cotton fabric i did on the 5th week of printmaking on fabric and silk fabric. The polka dotted silk fabric actually has a dark blue background but in the photo it looks like black. "Happiness" bag front face. Dimensions are 21 x 26 cm. It may be used as a tablet case as well.


Arka yüz/ Back face


Fermuar/ Zip


Pamuklu astar/ Cotton lining.

Halen evde bulunan kumaşları kullanıyorum. Yeni kumaş almıyorum. Elimdeki kumaşlara göre tasarımlar geliştirmek bana daha çok düşünme fırsatı verdi. Evdeki malzemeyi eritmekte kararlıyım.
Bu çanta yumuşak oldu :) Baskı kumaşın tüm yüzeyini kapatmadı. (Akrilik boya kuruyunca sertleşiyor) İpek zaten yumuşak. Astarın pamuklu kumaşı da çok yumuşak. Bu deneyin sonucu da böyle :)
-----------
I still use the fabrics at home. I am not buying any new fabrics. Designing in relation to the available fabrics made me stretch my thinking. I am certainly going to melt the material at home.
This bag turned out very soft :) The print did not cover the whole surface of the outer fabric.(Acrylic paint stiffens when it dries) Silk is already soft. The cotton lining is also very soft. So this is the result of this experiment :)

"Okyanusun İzi" Çanta/ "The Trace of the Ocean" Bag



 Arka yüz/ Back face


Fermuar/ Zip


Pamuklu astar/ Cotton lining


5 04 2015

Bir hayalperestin maceraları/ The adventures of a dreamer

2015'in ilk iki ayı 2014'ün işlerini bitirmekle geçti. Ancak Şubat ayının sonlarına doğru yeni yılı düşünmeye başladım. Bilerek isteyerek sahip olduğum sorumluluklarım bir yanda sadece içimden geldiği için yapmak istediklerim öte yanda... Ben kendimi bildim bileli hep çok çalışırım. Bundan şikayet etmem. Çok da hayal kurarım. Ama hayallerim hep ertelenir; hiç gelmeyen, sadece kendime ayıracağım büyük boş bir zaman beklenir. Bu yıl o hayalleri küçük parçalara ayırıp en azından bir kısmını gerçekleştirmek istedim. Boyalarla ve kumaşlarla biraz daha oynayabilmek (hatta mümkünse düzenli olarak), sanatla ilgili bir kurs ya da ders alabilmek iki hayalimdi. 

İlki için kendime bir sınır koymam ve biraz destek gerekiyordu, haftalık kumaşa baskı projesi böyle gelişti. Kağıt egzersizlerini de bir düzene koymaya çalıştım, hatta onlar için de izlediğim haftalık egzersizler vardı ama ilk haftadan sonra aksattım. Şu anda kağıt üzerindeki denemeler bazen kumaş için altlık oluyor, bazen de bağımsız sayfalar olarak ilerliyor. Yine kağıt üzerinde bir yıl boyunca yapmak istediğim bir proje var ama henüz başlayamadım.

Sanatla ilgili kursa gitmeyi ya da ders almayı çok istememe rağmen şu anki durumda mümkün olmadığını biliyordum. Hem fiziksel olarak gitmeye zamanım yoktu hem de ilgilendiğim konularda (karışık teknik resim, kumaş üzerine baskı) bulabileceğim bir kurs yoktu. Ben de buna en yakın şeyi araştırmaya başladım: Yani internet üzerinden takip edebileceğim kursları. Belirli bir ürünü yaptıran/ kopyalatan değil de teknikler üzerine yoğunlaşan bir kurs arıyordum.

Kendi kendime minik adımlarla ilerlerken Mart ayında çok acaip şeyler oldu. Ay ortasında yakın bir arkadaşım beni ilk sanat atölyemi düzenlemek üzere üniversiteye davet etti. 
-----------
The first two months of 2015 had passed by finishing the works of 2014. It was only late February that i have started to think. My conciously and willingly gained responsibilities on one side, the things that i want to do just because i feel like on the other side... I have always been a hard worker. I never complain about that. I also dream a lot. But my dreams are always postponed, to a later but never happening moment, waiting for a big spare time that i will only reserve for myself. This year i wanted to achieve at least a little part of those dreams by dividing them into smaller bits. Playing with paints and fabric more (regularly if possible), taking a course on art were two of my dreams.

For the first one i needed to put some rules and encouragement for myself. This is how 52 weeks of print making project had developed. I also tried to regulate my paper exercises, i even started following weekly prompts but i just skipped them after the very first week. At the moment paper exercises sometimes provide a base for the fabric project and sometimes they evolve on their own. I also have another paper project for this year but still could not start.

Though i really wanted to take an art course i knew it was impossible at this moment. I neither had the time to frequently go to a course venue nor could i find one on the topics i was interested in (mixed media painting, printing on fabric) So i started searching for the next best thing: An online course that i could follow. I was looking for a course that would focus on techniques rather than forcing me to produce/ copy a certain product.

While i was progressing in tiny steps on my own, so weird and awesome things happened in March. In the middle of the month a close friend of mine invited me to hold my  first art workshop in the university.

 "Temel Amaç: Oyun Oynamak/ Main Purpose Is: To Play"

Atölye davetinden birkaç gün sonra, düzenli olarak izlediğim sanatçı Julie Balzer'ın blogunda bir haber aldım. Julie'nin yeni tasarladığı şablonlardan birini kazanmışım. O blogu izleyen binlerce insan var. 
------------------
A few days after the workshop invitation, i got news from the artist Julie Balzer's blog. I won one of Julie's new stencil designs. Thousands of people follow that blog.

Balzer Designs web sitesinden alınmıştır./ Taken from Balzer Designs web page.

25 Mart'ta atölyeyi düzenledik ve aynı gün bir haber daha aldım. Düzenli olarak izlediğim başka bir sanatçı olan Alisa Burke'ün yeni online dersine katılma hakkı kazanmışım. Bu blogu da izleyen binlerce insan var, çekilişe katılan kişi sayısı 452. Sanatla ilgili olmasa bu çekilişlere katılmazdım. Ama zaten bugüne kadar hiçbir şey kazanmış da değilim.
-------------
We held the art workshop on March 25 and i got other news on the same day. I won a seat in the artist Alisa Burke's new online course. There are thousands of people following this blog, too, and 452 people who joined the giveaway.I would never join these giveaways if they were not art related. But anyways i have not won a single thing in my life until that week.

Alisa Burke web sitesinden alınmıştır./ Taken from Alisa Burke's web page.

Gonca Hanım bana Çanakkale'de düzenlenen "Barış Petekleri" projesinden bahsetti ve katılmam için cesaretlendirdi. Konusu evrensel barış olan, Çanakkale Meydan'da açılacak ve kalıcı olacak bir açıkhava sanat sergisi. Başvurmaya çekindim. İstenen özgeçmişe ne yazacaktım? Böylece tarihin yakınlığını bahane edip vazgeçmiştim. Ama Gonca Hanım başvuru süresi uzatıldı deyince bekleyip bekleyip son gün başvurdum. 2 dosya yolladım, birinde kısa mesleki özgeçmişim, ötekinde kendi kendime yaptığım "sanat" denemeleri. 31 Mart'ta başvurumun kabul edildiği mesajı geldi. Sergi 25 Nisan'da Anzak Günü'nde açılacak. Bu hafta çalışmamı bitireceğim.
--------------
Gonca Hanım mentioned me about the "Peace Honeycombs" project in Çanakkale, Turkey and encouraged me to join. It is an international, open air art exhibition on universal peace, which will be located in main town square and will be permanent. (Çanakkale is the city home to Dardanelles Strait and Gallipoli Wars of 1915- 1916. A lot of people died during the wars and the biggest loss was among Ottoman and Anzac soldiers.) I was hesitant to apply. What would i write in my cv? Thus, i declined from applying, saying the due date was near. But Gonca Hanım said the application period was extended. I waited until the very last day and applied. I have sent two files, one contains my short professional cv, the other my "art" trials. I received the approval message on March 31. The exhibition will be revealed on April 25, Anzac Day. I will finish my work this week.

 "Barış Petekleri" web sitesinden alınmıştır. / Taken from the web site of "Peace Honeycombs".

Atölye için üniversiteye gittiğimde yanımda eskiz defterimi, kumaş üzerine baskı çalışmalarımdan örnekleri ve yakın arkadaşım için diktiğim çantayı götürmüştüm. Bir dizi tesadüf sonucunda, diktiğim çılgın çantaları İzmir'de bir dükkanda satmak için bir teklif aldım ve denemeye karar verdik. Mimarlık ofisimizin adı Yerdeniz ve zaten farklı ölçeklerde tasarım yapıyoruz. O yüzden çantalara da "Yerdeniz" adını verdik. Böylece Yerdeniz Tasarım için yeni bir macera başlamış oldu.
-----------------------
When i went to the university for the workshop, i brought my sketch book, examples of prints on fabric and the bag i had sewn for my friend along with me. Due to a couple of coincidences, i received a proposal to sell my crazy hand sewn bags in a brick and mortar shop in Izmir. And we decided to give it a try. The name of our architectural office is "Yerdeniz (Earthsea)" and we already operate on different design scales. This is why we named the bags "Yerdeniz (Earthsea)". So, a new adventure had started for "Yerdeniz Tasarım (Earthsea Design)".

------------------------xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx-------------------------

Ve bu doğrultuda etiket üretmek için denemeler. Kumaş etiket bastırmanın bir yolunu bulamadım. Bunları yapan yerler var ama ben önce elimdeki malzeme ile ne yapabilirim görmek istedim.: En üstte iki farklı kurdele üzerine sabit mürekkepli kalem, markör ve ıstampa mürekkebi ile denemeler, 3. sırada polyester şerit üzerine sabit mürekkepli kalem ve ıstampa mürekkebi ile deneme. 4. sıra polyester şerit üzerine akrilik ile baskı. 5. sıra kesilmiş akrilik baskılı etiketler. İlk üç parçayı yıkayıp mürekkeplerin dağılma durumuna baktım. Sabit mürekkepli kalemlerden umutluydum ama hepsi de dağıldı.
--------------
And the trials to produce fabric tags in this direction. I could not find a way to print fabric tags. There are places which print them but first i wanted to see what i can do with the material i already have. The topmost two are ribbons with permanent pens, markers, endorsing ink stamps. 3. row is polyester band with permanent pen and  endorsing ink stamps. 4. row is polyester band with acrylic stamp. 5. row is acrylic stamped and cut tags.  I washed the first three pieces to see how the inks smeared. I had high hopes for permanent pens but they all smeared.


Kurabiye kaşesi. Harfler 6mm yüksekliğinde./ Cookie stamps. The letters are 6mm high.


Ve Yerdeniz'in ilk çantası (kalemlik) :) Geçen haftaki kumaşa baskı parçaları ile pazen karışımı. Hermes Çanta ön yüzü. Boyutlar 10 x 20 cm.

Yunan mitolojisine (eski ve efsanelerle karışık inanışları diyelim) göre evrende birçok tanrı yaşar. Aklımıza gelebilecek her olgu için bir tanrı ya da tanrıça bulunur. Yunan tanrıları insanlar gibi kusurludur. Hata yaparlar, acı çekerler, komik durumlara da düşerler, mutlu da olurlar. Belki de insanlardan tek farkları ölümsüz olmalarıdır. Bu açıdan bakıldığında o tanrılar bana daha "insancıl" ve erişilebilir gelir. İşte böyle bir evrende, Hermes ticaretin, hırsızların, yolcuların, sporcuların, atletlerin ve bilinen tüm sınırların/ geçişlerin tanrısıdır. Ayrıca tanrıların sözcüsüdür, yeraltı dünyasına (ölüm ülkesi) geçişi de düzenler. Bir anlamda postacılık görevini üstlendiği için hızlı hareket etmek zorundadır. Bu yüzden kanatlı sandaletleri ve kanatlı bir miğferi vardır. Önemli yolların başlangıcında Hermes heykelleri yer alır. Yolcular işlerin iyi gitmesi için bu heykellere dokunur öyle yola koyulurlar.

Peki Yerdeniz'in ilk çantasında neden Hermes belirmiştir? Tamamen tesadüftür, belki de yolculuk için iyi dilek mesajıdır :)

------------------------
And the first bag (pencilcase) of Yerdeniz :) Printed fabric pieces of last week mixed with flannel. Hermes pencil case front face. Dimensions are 10 x 20 cm.

In Greek mythology (let's say old and legendary beliefs) many deities live in the universe. There are gods and goddesses for any phenomenon you can think of. Greek gods have faults just like humans. They make mistakes, suffer in pain, fall into ridiculous circumstances, be happy. Perhaps, their only difference from humans is that they are immortal. From this perspective these deities feel more "humane" and approachable to me. In such a universe, Hermes is the god of commerce, thieves, travelers, athletes and the patron of all known boundaries/ border crossings/ transitions. Moreover, he is the messenger of Gods and he also rules the passage to the underworld (land of death). As he acts like a postman he has to move fast. That is why he has winged sandals and a winged helmet. At the intersection of important roads, Hermes statues are placed. The travellers touch these statues to wish for a smooth travel and then hit the road.

Why does Hermes appear on the first bag of Yerdeniz? It is a complete coincidence, or maybe it is a good wish message for the adventure :)


Arka yüz/ Back face


Fermuar/ Zip


Astar / Lining


Bu çantalara ayrıca karton bir etiket ile ayrıntılı bilgi ve yıkama talimatı ekleyeceğim.
---------------
I will add a cardboard tag to these pouches including detailed information and washing instructions.